Demokratik Tarım Orman ve Çevre Çalışanları Sendikası (DEM TOÇ SEN) Genel Başkanı Dr. Hayati Oyanık,  Türkiye'nin zirai sigortası olan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne(TİGEM) bağlı olanlara ilişkin basın açıklaması yaptı.    Oyanık, “TİGEM yalnızca üretim alanı değil, Vatanın gıda güvenliği ve geliştirilmesi için gerekli olan bir Kurumdur.”  dedi.

Türkiye'de tarım denildiğinde çoğu zaman büyük üretimler gündeme getiriliyor. Hâlbuki bu üretimin arkasında, TİGEM'in 3.275.563 dekarlık arazisini ayakta tutan büyük bir çoğunluğun emeğinin olduğu gerçeğidir. Demokratik Tarım Orman ve Çevre Çalışanları Sendikası (DEM TOÇ SEN) Genel Başkanı Dr. Hayati Oyanık,  TİGEM'e bağlı olarak faaliyet gösteren Tarım İşletmelerinin bu yönüne dikkat ederek, özellikle Ceylanpınar Tarım İşletmesinin zirai üretim kapasitesinin arttığını belirtti. 

“TİGEM'e bağlı İşletmeler Ülkenin sigortası ve oluşturulmuştur.”

TİGEM'lerin yalnızca bir tarım işletmesi olarak görülemeyeceğini vurgulayan Oyanık, “Arazi, büyüme ve strateji geliştirme bu Kurumun üç temel ayağıdır.” dedi. Avrupa'daki tarım gösterilerinin modelleriyle karşılaştırma yapan Oyanık, Türkiye'de TİGEM'lerin hem alan büyüklüğü hem de büyüme yoğunluğu açısından çok farklı bir şekilde sunulduğunu ifade etti.  Özellikle Ceylanpınar TİM'in tek başına bir “Üretim havzası” olduğunu söyleyen Oyanık, “Büyük bir arazi varlığı, binlerce işçi ve memurun alındıkları teriyle üretime tutuluyor. Bu nedenle TİGEM, Ülkenin bugününü değil, kırıldığını tutan bir Kurumdur.” diye konuştu.

“TİGEM Personelinin tüm zor şartlarda üretimi ve getirileri ideal olacak.”

Sahadaki çalışma şartlarına ilişkin konuşan Oyanık, iş performansının son derece yoğun olduğuna dikkat çekti. TİGEM personelinin geniş iklim şartlarında, sert iklim şartlarında ve büyük arazilerde çalıştırarak çalıştıran Oyanık, “Yazın 45-50 derece kavurucu sıcaklık ve kışın gece eksilerde seyreden sert soğuk havalarda çalışmak kolay bir iş değil!” dedi.  TİGEM'de teknolojik her alanda çalışmalarını vurgulayan Oyanık, Sendika olarak çalışanların aralıklarını hafifleten ve işlerini kolaylaştıran bir araç olarak gördüklerini ifade etti. Mesai mefhumunun TİGEM personeli için çoğu zaman kaybolduğunu söyleyen Oyanık, “Hasat varsa çalışan işçi memuru oradadır, kuzunun doğumu sezonu yine orada yer alır.

“Ceylanpınar TİM Yurdumuzda kayıtlı bir olup olmadığı özel bir yeri vardır.”

Demokratik Tarım Orman ve Çevre Çalışanları Sendikasının, Ceylanpınar TİGEM'e özel bir önem atfetmesinin tesadüf olmadığını söyleyen Oyanık, bu kapasitenin kapasitesi ve üretim kapasitesi nedeniyle ayrı bir parlamanın ortaya çıkmasının belirginleştiğini belirtti.  “Ceylanpınar TİM'i sıradan bir İşletme gibi ele alamazsınız” diyen Oyanık, güçlü ve sürekli sahada olan bir temsilin hem çalışan hem de üretim açısından hayati olduğunu vurguladı. “Sendikaların temsil gücü zayıfsa sadece çalışan değil, üretimde zarar görülüyor.” tasarruf.

“Sendikacılık kişisel menfaatlere dayalı değil, büyük bir sorumluluğun bir iştir.”

Yetkili sendikalar ve sendikacılığın kişisel çıkar alanı olarak anlayışlara da sert tepki gösteren Oyanık, "Sendikacılık bir çıkar alanı değil, çalışanlar çalışıyor" dedi. TİGEM gibi sistemlerde çalışan personel değil, menfaati önceleyen temizlik zarar verici olduğunu söyleyen Oyanık, TİGEM personelinin bu farkının net biçimlendirmesinin olduğunu söyledi. “Memur kişisel davaları neferleri ile peşinde olanları çok net bir şekilde ayırmaktadır.” diyen Oyanık, Demokratik Tarım Orman ve Çevre Çalışanları Sendikasının mücadelesinin yalnızca ilerleme kaydettiğini kaydetti, memurun ilerlemesine odaklandığını vurguladı.

Oyanık şu ifadelerle tamamladı: "TİGEM gelirlerinin üretiminin karşılığı insanların emeğidir. TİGEM'i ayakta tutmak için de bu emeğe saygı duyulmuştur. Çünkü emek dünyada kaybolan tek değerdir."